Dr. Yıldırım Covid-19 Salgınının Etkilerine Dikkat Çekti ve Uyardı

Iğdır Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sait Yıldırım Covid-19 Salgınının Sosyal Psikolojik etkilerinin neler olacağı konusunda açıklamalarda bulundu. Dr. Yıldırım, mevcut salgının geçmiş dönemlerdeki salgınlardan yayılım hızı anlamında farklı olduğunu söyleyerek, sosyal ve psikolojik etkilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

‘Covid-19’un sosyal psikolojik etkisi dikkate alınmalı’

Covid-19 salgını ile birlikte toplumda; sağlık, sosyal, ekonomik, politik ve birçok alanda değişim, dönüşüm ve problemler ortaya çıktığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sait Yıldırım, “Mevcut salgının geçmiş dönemde yaşanan salgınlardan önemli farkları bulunuyor. Bu farklar ekonomik ve teknolojik gelişmişlik ile ortaya çıkıyor. Tarihteki salgınlarda yayılım, çoğunlukla virüsün ortaya çıktığı alanlar ile sınırlı kalmışken, post modern dönemde salgınların etki alanı çok güçlüdür. İletişim ve ulaşım olanaklarının yaygın olması bu dönemde virüsün yayılma hızını oldukça arttırmıştır. Günümüzde nüfus artışı ve uluslararası ticari faaliyetler, salgın gibi problemleri evrensel bir tehlikeye dönüştürmüştür. Salgınla mücadele kapsamında tüm dünyada önleyici faaliyetler sağlık açısından dikkate alınmaktadır. Ancak göz ardı edilen veya ikinci plana atılan önemli bir unsur salgının sosyal psikolojik etkisidir. Bu etkinin dikkate alınması ve değerlendirilmesi, hem salgın ile mücadele konusunda hem de salgının profesyonel biçimde yönetilmesi noktasında önemlidir. Yaptığımız çalışmada salgının sosyal psikolojik etkisinin değerlendirilmesi ve olası toplumsal risklerin önlenmesine dair öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda mevcut salgın konusunda; sosyal hizmet uzmanı, psikolog, sosyolog, felsefe ve ilahiyat alanlarından uzmanlar, salgının ortaya çıkışını yorumlamış mevcut süreç ve sonrasına dair öngörülerini paylaşmıştır. Salgın ile ilgili ortak kanaat, toplumsal ilişkilerin dönüşmesi noktasında birçok riskin varlığında birleşmektedir. Salgın ve sonrası süreçte, Covid-19’un sosyal psikolojik etkisi dikkate alınmalıdır. Mevcut durumda öncelikli olarak fiziksel sağlık üzerine odaklanılmaktadır. Ancak kısa, orta ve uzun vadede psikolojik ve sosyal sağlımızın tehdide maruz kalacağı muhtemel görünmektedir” şeklinde konuştu.

‘Salgınla mücadelede sosyal destek kurulu önem arz ediyor’

Ülkemizde Corona virüs ile mücadele konusuna da değinen Yıldırım, “Sosyal Destek Kurulu aracılığı ile özellikle bu süreçteki risk grubunda olan bireylerin yaşayacağı sorunlara yönelik çözümler geliştirilmelidir. Aile içi şiddet, çocuk istismarı ve benzeri sorunlarda salgın döneminde artış yaşandığı ilgili kurumlarca paylaşılmıştır. Corona sürecinde toplamda 83 kadın öldürülmüştür. Benzer şekilde bu süreçte sadece İstanbul’da cinsel istismar mağduru 642 çocuğa avukat desteği sağlandığı aktarılmıştır. Salgın sürecinde belirtilen suçlarda artış olmakla birlikte, bu suçlarda görünenin yaşanandan daha az olduğu tahmin edilmektedir. Evde kalma süreciyle birlikte dışarı ile iletişimi kesilen kadın ve çocuklar bazı risklere maruz kalmaktadır. Bu sebeple sağlık kapsamında gerekli tedbirlerin alınmasıyla birlikte aile içi şiddet ve istismar eylemlerinin gerçekleşme noktasındaki risklere dikkat çekmek gereklidir. Sosyal Destek Kurulu, aynı zamanda toplumda salgına adaptasyon süreci ve olası risklerle mücadele için aracı kılınabilir. Ayrıca karşılaşılacak bir diğer önemli sorun ise hastalık geçirmiş olan bireylerin damgalanmasıdır. Bu noktada, hastalığı atlatmış veya hastalık sürecindeki bireylerin psikolojik olarak duydukları ihtiyaç Sosyal Destek Kurulu tarafından karşılanabilir” diye ifade etti.

‘Medya üzerinden korku kültürü yaşatılıyor’

Salgın sürecinde medyada yer alan endişe verici haberlere de değinen Yıldırım, “medya ve diğer mecralar üzerinden topluma bir korku kültürü yaşatılmaktadır. Salgın sürecinde bireylerin medya ve internet ile geçirdiği vakit normalden kat kat fazla olmuştur. Bu süreçte medya yönetimi ve sağlıklı bilgi aktarımı oldukça önemlidir. Toplumda salgın konusunda yeterli bilgi olmaması ve alternatif kanalların sağlıksız biçimde fikir aktarımı ile panik havası yaşanmaktadır. Medya, internet ve sosyal medya aracılığı ile toplumun kontrollü ve profesyonel bilgi ile bilinçlendirilmesi riskleri azaltacaktır” önerisinde bulunarak konuşmasını tamamladı.

IÜ Haber Merkezi

  • Yayımlama Tarihi: 08 Eylül, 2020
  • Görüntülenme Sayısı: 351
Yazdır: